Bizlerin 5G öncesi, “alo” garantisine ihtiyacı var… 5G’nin görkemli reklam içeriklerini izlerken kullanılan o koca koca manşetlerden önce, her şartta iletişimi ayakta tutacaklara ihtiyacımız var…

1 Nisan 2026’dan itibaren ilk sinyalin verilmesiyle başlayacak bir teknolojinin reklamı dönüyor, TV ekranlarında… Hayatlarımıza katılacak yeni teknolojinin gücünden bahsediliyor… 4.5G’ye göre 10 kat daha yüksek bir hızdan, 1 milisaniyeden düşük gecikme ve metrekare başına 1 milyon cihaza kadar bağlantı kapasitesinden bahsediliyor!
5G ile beraber, tarımdan sanayiye, eğitimden sağlığa, her alandaki hizmetlere teknoloji dokunacak, anlayacağınız!
Güzel…
Güzel de…
Bizler,
…6 Şubat’ta sevdiklerini ararken, telefonlarına sinyal arayan, ama bulamayanlarız!
Bizler,
…6 Şubat’ta, enkazların karanlığı arasında kaybolanlarına ulaşamayanlarız!
Bizler,
…6 Şubat’ta bile isteye interneti kesilen ve yalnız bırakılanlarız!
Bizler,
…6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde, baz istasyonlarının hasar görmesi, enerji kesintileri ve aşırı trafik yüklemesine çözüm bulamayan GSM operatörlerinin kurbanlarıyız!
Bizler,
…6 Şubat’ta yaşanan GSM operatör kesintileri yüzünden, arama-kurtarma ekiplerinin ve sevdiklerini kurtarmak için onlara yardım etmeye çalışan ailelerin saatlerce, hatta günlerce haberleşememesini izleyenleriz, sekteye uğrayan koordinasyon yüzünden geciken yardım çağrılarına şahitlik edenleriz!
Bizler,
…6 Şubat’taki bu trajik deneyime rağmen, 2025’teki Balıkesir depreminde bile benzer kesintileri yaşayanlarız!
Bizler,
…6 Şubat’ta, enkaz altındayken çektiği son videolarla vasiyetlerini kaydedenleriz!
Bizler,
…6 Şubat’ta “Orada kimse var mı?” diyen, “Sesimi duyan var mı?” diye bağıran, çığlık çığlığa ağlayanlarız!
Haklısınız, bizlerin 5G öncesi, “alo” garantisine ihtiyacı var… 5G’nin görkemli reklam içeriklerini izlerken kullanılan o koca koca manşetlerden önce, her şartta iletişimi ayakta tutacaklara ihtiyacımız var… Deprem gibi doğal afetlerde mobil iletişim altyapısını kesintisiz tutmak için kapsamlı ve entegre bir sistem ağı olan Japonya örneğini Ankara’dakilere anlatmaya ihtiyacımız var!
Geçenlerde bir haber daha okuduk, şehirlere sığınaklar yapılacakmış…
Bizler, birinci derece deprem kentlerinde dahi ayakta kalabilecek binalar yapamazken, olan binaların kolonlarını kesecek kadar gözü dönmüşken, yerin onlarca metre altındaki sığınakları hangi standarda uyup da yapacağız? Bugünün binalarını yapanlara ihale edilecek o sığınakları bizler için toplu birer mezara çevirebilecek deprem vicdansızlığını, bu kısımdan uzağa nasıl taşıyacağız? Betondan, demirden çalanlara hayatlarımızı nasıl emanet edeceğiz?
Nasıl güveneceğiz?
Anlayacağınız,
…6 Şubat’tan sağ çıkan bir Antakyalı olarak, hayatlarımızı koca bir trajediye çeviren gerçeklerin içinde nefes almaya çalışıyorum, hem bir gazeteci olarak hem bir yurttaş olarak ama!
Eldeki,
…umut vermiyor!
Alo’ya cevap hiç vermiyor!
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.