Biz, devletten çok şey istemedik! Ama söz verileni talep ettik, hakkımızı en çok da! Buradaki söz ise sizlere ait, Sayın Yeşildal… “Eşya sözü” sizlere ait… Umut olan, ilaç gibi gelen, onca kaybın ortasında, enkazların arasından bir tek de olsa çiçek açtıran o söz, devleti yöneten, hükümet olan sizlere ait…

Bu ülke siyaseti ne sözler gördü, hani şu “bir ev bir araba” hikayesi gibi… Tamam, inanılır gibi değil de, inanıyoruz yine de… Bilmiyorum, niye! Sahi, niye? Olmayacağını bildiğimiz halde, niye her denilenin arkasından yürüyoruz? Bu kadar mı umutsuzuz? Bu kadar mı yalnız kaldık? Belki de iyi niyetimizi kaybetmek istemiyoruz… Çünkü sıkışıp kaldığımız yerden bizi yukarıya çekecek her uzanan eli tutmaya çalışıyoruz…
6 Şubat’tan sonra en çok da…
Geçen gün, AKP Hatay Milletvekili Adem Yeşildal, Twitter hesabı üzerinden, 27 Aralık’taki Erdoğan ziyareti öncesinde bir paylaşım yapmış, ‘başardıklarımız’ noktasında…
Demiş ki;
“Bu çekim, bundan tam bir yıl önceye, 22 Aralık 2024 Pazar gününe ait… Aşkla, azimle, kararlılıkla şehrimizi ayağa kaldırmak için, gece gündüz demeden çalışmaya devam ediyoruz… Çok şükür, videodaki tüm alanlar bugün teslim aşamasına geldi… Teşekkürler, @RTErdogan (Recep Tayyip Erdoğan) ve yol arkadaşları…”
Şimdi,
…bir Hatay/Antakyalı olarak, 6 Şubat 2023’ün 04.17’sinde, hayatı enkazlarla dolu bir şehirde tutsak kalmış biri olarak benim de “Bu çekim…” diye başlayacak bir paylaşımım var, Sayın Adem Yeşildal! Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Hatay’ın bir diğer milletvekili Hüseyin Yayman ile beraber, deprem yaşayan 11 kentin insanları için umut dağıttığınız, o “Hem AFAD hem de Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı’mız, eşya yardımını birlikte yapacak” deyişinizden bahsediyorum…
Depremin daha o ilk haftalarında, her türlü riski göze alıp, yıkılmamış binalarına girip kalan eşyalarını kurtarmak isteyen insanların halini görüp de, “Bu saatten sonra, acil yıkılması gereken binalara her ne şartla olursa olsun girmek yasaktır… Eşya almak için kısa süreli olsa bile girişler tamamen yasaklandı… Dün akşam ki depremler bize göstermiştir ki, deprem hareketliliği devam ediyor… Bu riski ve sorumluluğu almamız doğru değildir… 2-3 gün sonra eşya yardım miktarı açıklanacaktır” deyişinizden bahsediyorum…
Dedim ya başlarken de,
…biz, devletten çok şey istemedik! Ama söz verileni talep ettik, hakkımızı en çok da! Buradaki söz ise sizlere ait, Sayın Yeşildal… “Eşya sözü” sizlere ait… Umut olan, ilaç gibi gelen, onca kaybın ortasında, enkazların arasından bir tek de olsa çiçek açtıran o söz, devleti yöneten, hükümet olan sizlere ait…
Sahi, bu “çekim”e ne oldu, Sayın Yeşildal?
Burada verilen o “söz”e ne oldu?
Sorun neydi ki, unutuldu?
Hatay/Antakyalı bir depremzede olarak soruyorum… Bu ülkenin bir vatandaşı olarak soruyorum… Deprem anına kadar Antakya’da aktif gazetecilik yapmış biri olarak soruyorum… Sahip olduklarını, birikimlerini, geleceğe dair güvencelerini kaybetmiş yüzbinler adına soruyorum… Bugün, konteynerlerinden çıkıp evlerine gidecekleri bekleyen o mali tablonun ağırlığında duran biri olarak da soruyorum…
En azından deyin ki,
…”maliyet ağır geldi, vazgeçtik”!
En azından deyin ki,
…”evdeki hesap çarşıya uymadı”!
En azından deyin ki,
…”dedik, ama unuttuk”!
En azından deyin ki,
…”ortaya çıkan deprem maliyetinin ağırlığı altında, buna sıra gelmedi”!
En azından deyin ki,
…”söz verdik ama, olmadı, bundan sonrasını sorgulamayın, bu konu kapandı”!
En azından deyin ki,
…”Sayın Bakan söyledi, bizler söylemedik”!
En azından deyin ki,
…”Bugüne kadar yeterince yardım yaptık, daha ne yapalım”!
En azından deyin ki,
…”zaten elimizde olanı veriyoruz, ama bu dediğiniz elimizde mevcut değil”!
Deyin, bir şey deyin ve bu konu gerçekten de kapansın herkes için, ama o söz hiç verilmemiş gibi de yapmayın, bizi de niye sorup duruyorsunuz diye sorgulamayın!
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.