Kim uyuşturucu kullanıyor, temin ediyor, satıyor, ediyor, fuhuşa olanak sağlıyorsa, cezasını çeksin. Buna kimsenin bir şey dediği yok fakat AKP iktidarı bu insanları, toplumun gözünde yerle yeksan etmek yerine neden eliyle koymuş gibi bulacağı torbacılarla, onların kodamanlarıyla ilgili bir operasyon yapmıyor? Biz neden, “Bilmem kaç torbacı suçüstü yakalandı, şu kadar uyuşturucu ele geçirildi” haberlerine helal olsun demek yerine şu sanatçı uyuşturucu nedeniyle gözaltına alındı haberleriyle uyuşturulmak durumunda kalıyoruz?

Dünyanın büyük çoğunluğu yeni yılı -haberci ağzıyla söylersek- “coşkuyla kutlamaya hazırlanırken”, biz, son yirmi gündür ünlülerin uyuşturucu, fuhuş ve yasa dışı bahis mevzularıyla iştigal ederek 2026’yı karşılamaya hazırlanıyoruz. Evveliyatı var elbette ama sıralamaya kalksak, ne benim sinir sınırım el verir, ne de bu sayfaları hazırlayan emekçi meslektaşlarımın. Garibanlığın paçalardan aktığı, 12 yaşındaki çocukların yaşı kadar suç dosyası olduğu, her gün bir kadının öldürüldüğü, MESEM katliamlarıyla yasaya göre daha “adam”dan bile sayılmayan çocukların devlet eliyle ölüme gönderildiği, bir yanda bilmem kaçıncı “süreç”le AKP’nin yıllardır oyuncağa çevirdiği Kürtlerin, “bu sefer” umuduyla yatıp kalktığı, belediyelerde ve üniversitelerdeki kayyum rezilliğinin sürdüğü, bu ülkenin onurlu, namuslu, yurttaşların ve onların vergileriyle hâlâ duble yol yapmakla övünen saçma sapan bir sistemle yönetilen bir ülkede, fakir ekmeği umuda meze olan yeni yıl beklentisi bile kalmamış 85 milyonluk bir halk, her sabah, “Acaba bugün hangi ünlü uyuşturucudan göz altına alınacak?” sorusuyla güne başlıyor. Hâl böyle olunca; televizyondaki dizilerden başka bir eğlencesi olmayan insanlar, bir sonraki bölümünü merakla beklediği, hayattaki tek merakının müsebbibi olan kişinin uyuşturucu kullandığı yaftasıyla gözaltına alındığını görünce, büyük resim bir anda gözünün önüne geliyor ve bir şekilde hayatla olan pratiği otomatik olarak kesilmiş oluyor.
Bir yanda “temiz toplum” ayağına, AKP’ye muhalif oluşunu görünür biçimde sergileyen veya sergilemeyen, bu halkın nezdinde bir yere oturmuş insanları uyuşturucu kullanmak, fuhuş ve yasadışı bahis operasyonlarıyla, özellikle 19 Mart darbesinden sonra vaka-ı adiyeden sayılan, önce suçluyu, sonra suçu “yaratmayı” sıradanlaştırıp “kurumsallaştıran” AKP iktidarından sosyal devlet olmasını beklemek elbette ahmaklık olur ama “bu kadarı da olmaz” lafının hafif kalmaktan ziyade bir geçerliliğinin kalmaması, toplumda gereksiz bir huzursuzluğa neden oluyor. Sosyal medyaya servis edilen görüntülerde insanlar “marjinal (!)” bir şekilde “partileyen” ünlüler görüyor. Bu yazının yazıldığı sırada, o görüntülerdekinin belki dik alasını yapan binlerce kişinin yaptığı gibi. Bu görüntüler kimine göre “ahlâksızlık” ya da AKP iktidarının pek sevdiği deyimle “hayasızlık” olarak görülebilir. Fakat bundan bana ne? Bize ne? Sana ne! Bilmem kimin uyuşturucu kullanıyor olması, eksantrik partilerle eğlenmesi, açlık sınırının altında bir rakamla geçinmeye talim birini neden ilgilendirsin? O insanın derdi, “Biz üç kuruşla geçinmeye çalışıyoruz, para olsa biz de yapsak!” değil ki. Ama AKP iktidarı, geçenlerde Can Dündar’ın Instagram sayfasında bahsettiği “Körfezleşen” toplumu nedeniyle büyük hayallerle çıktığı yolda fena halde çuvallayınca namluyu yine muhalif kesime ve bile bile de toplumun gözünde bir yeri olan kişilere çevirdi.
Kim uyuşturucu kullanıyor, temin ediyor, satıyor, ediyor, fuhuşa olanak sağlıyorsa, cezasını çeksin. Buna kimsenin bir şey dediği yok fakat AKP iktidarı bu insanları, toplumun gözünde yerle yeksan etmek yerine neden eliyle koymuş gibi bulacağı torbacılarla, onların kodamanlarıyla ilgili bir operasyon yapmıyor? Biz neden, “Bilmem kaç torbacı suçüstü yakalandı, şu kadar uyuşturucu ele geçirildi” haberlerine helal olsun demek yerine şu sanatçı uyuşturucu nedeniyle gözaltına alındı haberleriyle uyuşturulmak durumunda kalıyoruz? O zaman biz de soralım: Misal ne oldu sizin “pudra şekerci” genç arkadaşınıza? Hepsi sizin tezgâhınızdan çıkma tarikatçıların cinsel istismarına uğrayan yüzlerce çocuğa ne oldu? “Badeleyenler”e ne oldu örneğin? Sedat Peker meşhur videolarından birinde Mersin Limanı’na yanaşacak gemideki milyon dolarlık kokainle dolu konteynırın numarasını bile vermişti zamanında. Ne oldu? Bir bürokrat ya da kolluk kuvvetleri bunu bir ihbar olarak değerlendirdi mi? Bin kere polise başvuran, uzaklaştırma cezasına rağmen tehditlerine devam eden ve sonunda karısını katleden adamlar neden hâlâ dışarıda elini kolunu sallayarak dolaşıyor? Kendi öz kızını taciz edip öldüren herif neden hâlâ aramızda? 15 yaşında elinde akreple çatır çatır adam vuran yeni nesil mafya neden hâlâ “icraatlarına” devam ediyor? Asgari ücretin ilk kez açlık sınırının altında olduğu bir yıla girerken yurttaşlar neden sizin bu gereksiz gündemlerinizle uğraşmak zorunda? Bıkmadınız mı hâlâ milletin aklıyla makara yapmaktan?
Kulislerde de Erdoğan sonrasında Bilal Erdoğan dönemine hazırlık haberleri dolaşıyormuş. Biz de bütün sakalar tamam, serçe nerede diyorduk. İyi oldu!
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.