Bagok, Cudi, Zagros eteklerindeki köyler kirli savaşın hüküm sürdüğü dönemde devlete en çok köy korucusu vermekle övünürken şimdi çaresizlikten ve sahipsizlikten yakınmakta. Mardin, Nusaybin, Amed, Batman, Şırnak vd. illeri de kapsayan köy korucuları derneklerinde halen diken üstünde yaşadıklarına yaptıkları açıklamalardan tanık oluyoruz

Uzun süreli silahlı mücadele veren hareketler, partiler küçük istisnalar dışında barış görüşmesiyle hatırlanır ve bilinirler. Ortadoğu gibi bataklık bir bölgede mücadele eden Kürt Özgürlük Hareketi’nin birçok kez barış girişimi oldu. PKK’nin yapmış olduğu ateşkes, barış çağrılarına devletin bilinen veya bilmeyen güçleri bir vesileyle savaş konseptiyle cevap verdi. Oslo görüşmeleri çözüm için olgunlaştığı, silahların artık susacağı bir dönemde Paris ve Roboski katliamlarına rağmen Kürt tarafı barışta ısrarlıyken ve nihai hedefe beş kala AKP iktidarının müttefiki Gülencilerle arasındaki iktidar çatışması masanın devrilmesine ve çözüm sürecine nokta koyulmasına sebep oldu. Uzun bir zaman dilimine evrilen saldırmazlık politikası rafa kaldırıldı. Ağır silahlarla, dağ komandolarıyla Pençe-Kilit gibi operasyonlar devriye sokuldu. YPG güçlerinin IŞİD saldırısını püskürtmesi, Rojava’da iktidarlaşması Türkiye’yi dış ve iç politikalarda zor durumda bıraktı. Türkiye’nin bölgedeki gücü de zayıfladı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin arka cephede saldırıları bazı bölgelerin denetimini getirdi.
Suriye’deki dengelerin tersine, Kürtler lehine değişmesi AKP iktidarını yeniden görüşmelere zorladı. Bütün barış görüşmelerinde gizli görüşmelerin kısmen olgunlaşmasıyla görüşmeler kamuoyuna sızdırılır ki yıllarca körüklenen şovenizmin etkilerini kontrol altına almak, toplumu, çatışmalarda yakınları kaybedenleri yeni sürece hazırlamak için de fırsat olsun. Bahçeli’nin ani çıkışı da böyle görülmeli. Birilerinin Bahçeli’nin kulağına üflelediğini herkes görüp bilmekte. Fakat Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı sonrası PKK’nin silahlı mücadeleye son vermesi yeni bir dönemin miladı oldu. Yapılan görüşmeler sonucu Meclis komisyonu, İmralı, Cumhurbaşkanlığı, MİT, öneri ve görüşlerini açıklanırken henüz gündeme taşınmayan, çözülmesi uzun zamana evrilecek sorunlar ortada duruyor. Bunlar arasında köy korucuları sorununu en başa yazmak gerekir.
Kuzey Kürdistan’ın kanayan yarası köy koruculuğu, bölgedeki kimi köylülerin 90’lı yıllarda Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı olağanüstü hâl bölge valilerince yeniden silahlandırılmasıyla oluşturuldu. Belli başlı işbirlikçi aşiretlerden eğitimsiz, hatta köyünden dışarı dahi çıkmamış insanları silahlandırarak kendi halkına karşı savaşa sürdüler. Silahlı köy korucularının elli bin ila yetmiş bin arasında olduğu tahmin edilmekte. Bazı aşiretler gönüllü savaşırken bölgenin sınır uçlarında bulunan aşiretlerin elemanları askerlerle birlikte operasyonlara katılmakta. Olağanüstü hal bölgesi ilanları döneminde kadrolu olan binlerce köy korucusunun maaşı düzenli olarak halen devlet tarafında ödenmekte.
Tahir Adıyaman Jirki aşiretinin lideri ve koruyucu başıdır. Adıyaman yüzlerce gerillanın katili olmakla övünmüştü. Silahlanmış aşiret mensupları bölge gövde gösterileri yapıp silahlı terör estirirlerdi. Yapılan araştırmalar da yüzlerce köy korucusunun uyuşturucu, gasp, haraç alma, insan kaçırma, şantaj fidye gibi suçlara bulaştığını, göstermelik yargılamalar sonucu ceza almadan tasfiye edildiklerini ortaya koydu.
Ulusal bağımsızlık savaşları veya işgalci güçlere karşı verilen savaşlarda egemen güçler her zaman yerel işbirlikçileri örgütleyip kendi halkına karşı sahaya sürerler. Yakın tarihimiz de buna benzer birçok örnek mevcuttur. Britanya Kraliyet Ordusu Kuzey İrlanda’da Ulster Gönüllü Kuvvetleri (UVF) ve Ulster Savunma Birliği (UDA) gibi paramiliter grupları örgütleyip silahlandırarak IRA’ya (İrlanda Kurtuluş Ordusu) karşı kontrgerilla faaliyetleri yürüttü, kitlesel katliamlar yaptı. Kuzey İrlanda tarihine Kanlı Pazar olarak geçen, 13 kişinin öldüğü ve çok sayıda kişinin yaralandığı katliam toplumda derin yaralar açmıştır.
Cezayir bağımsızlık savaşında Fransa sömürge güçlerine kılavuzluk yapma, bilgi toplama ve maaşlı savaşçı olarak cephenin en önünde kendi halkına karşı acımasızca savaştılar. Cezayir dilinde Harki olan bu işbirlikçilerin sayısının 700 bin olduğu tahmin edilmekte. Fransız ordusu Harkileri genellikle yaşı küçük, geçim sorunu olan köylü kökenli, eğitimsiz ve kirli sicilli kişilerden seçmektedir. Cezayir bağımsızlığı sonrası Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) tarafından yüz binlerce Harki ölüme mahkûm edilip cezalandırılmıştı. Fransa’ya sığınan Harkiler uzun yıllar yarı açık cezaevi benzeri kamplarda zorunlu ikametgâha tabi tutularak sefil bir yaşama mahkûm edilirler efendileri tarafından. Cezayir halkı için altmış yıldır Harkiler halen hain. Ne ölüleri ne de dirileri Cezayir’e dönmesi kabul görüyor.
Sürecin çatışmasızlık ekseninde barış görüşmelerine evrilmesiyle korucularda tedirginlik baş gösterir. Kürdistan’ın belli başlı bölgelerinde devlet güçlerine destek veren aşiretler kaygılarını dile getirip, devletten PKK ile barıştırılmalarını talep ediyor. Bagok, Cudi, Zagros eteklerindeki köyler kirli savaşın hüküm sürdüğü dönemde devlete en çok köy korucusu vermekle övünürken şimdi çaresizlikten ve sahipsizlikten yakınmakta. Mardin, Nusaybin, Amed, Batman, Şırnak vd. illeri de kapsayan köy korucuları derneklerinde halen diken üstünde yaşadıklarına yaptıkları açıklamalardan tanık oluyoruz.
Kan davaları, arazi anlaşmazlıkları, aşiret kültürü gibi köklü geleneklerin hüküm sürdüğü bölgede barışı tesis etmek cesaret ve kararlı adımlarla mümkün olur. Yıllarca olağanüstü hal yasalarıyla yönetilen, binlerce köyün boşaltıldığı, özel harp yapılanmasının, JİTEM ve benzeri grupların varlığını sürdürdüğü koşullarda gerçek barış hayalden ibaret. Özel kuvvet birliklerinin insanlık dışı katliamlarıyla, öldürülen gerillaların uzuvlarını koleksiyon yapan kafataslarıyla poz veren katiller ordusuyla iç içe olan köy koruyucularıyla barışmak ne kadar gerçekçi olacak?
Yakın tarihimizde Kolombiya devletiyle barış protokollü imzalayan FARC gerillalarının akıbeti hafızalarda. Barış sonrası silahları teslim eden FARC’ın birçok komutanı Kolombiya derin güçlerince düzenlenen suikastlar sonucu öldürüldü.
Kürt’ün kaderi sanki çok önceden yazılmış. Madalyonun iki yüzü gibi, bir yüzünde işbirlikçi hainler diğer yüzünde Kürt halkının bin yıllık özlemi vardır. Kürt halkı misafirperver, yurtsever, barışa tutkun. Herkesle dost olurlar, barışırlar, açılan yaraya merhem de olurlar, fakat işbirlikçiler hainlerin açtığı yaranın tedavisi olmaz. Karanlık güçlerin dikenli tellerine rağmen Kürt Özgürlük Hareketi cesur adımlar attı. Cudi’nin zirvesinde “azadi” şiarı yankılansın, bunu en çok da Kürt halkı hak ediyor.
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.