1 Ocak’ta yaşamını yitiren gazeteci Hüseyin Aykol, son yolculuğuna uğurlanıyor. Aykol için Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde yapılan törene 37 yıl emek verdiği özgür basının emekçileri, meslektaşları, sevenleri ve ailesi katıldı. Aykol törenin ardından Karşıyaka Mezarlığı’nda defnedilecek. Taziye ziyaretleri İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi’nde kabul edilecek

Gazeteci Hüseyin Aykol, bir süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü Ankara Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 73 yaşında hayatını kaybetti. Aykol için Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde yapılan törene 37 yıl emek verdiği özgür basının emekçileri, meslektaşları, sevenleri ve ailesi katıldı.
Aykol törenin ardından Karşıyaka Mezarlığı’nda defnedilecek. Taziye ziyaretleri İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi’nde kabul edilecek.
Törende konuşan eşi ve İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi Eş Başkanı Nuray Çevirmen Aykol, Hüseyin Aykol’a Sadî-i Şirâzî’nin şiiri ile veda etti:
Bize bir ömür daha lazım vefatımızdan sonra.
Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanmakla geçirdik.

Gazeteci Reyhan Hacıoğlu, törende özgür basın emekçileri adına yazılan açıklamayı okudu. Hacıoğlu, Aykol’un 37 yıl boyunca Kürt basınına verdiği emeğe, yetiştirdiği gazetecilere gösterdiği özene Kürt basınına yönelik yoğun baskılara rağmen Aykol’un bir an olsun geri adım atmamasına işaret ederek şunları söyledi:
Yol arkadaşların enselerinden vurulurken, tutuklanırken, sürgüne gönderilirken, gazete binalarımız, ofislerimiz havaya uçurulurken de bir an olsun geri durmadın. Tutuklandın yine geri adım atmadın. Onlarca yıllık ceza davalarına rağmen, yoldaşlarının anılarına bağlılığın gereği olarak buraları terk etmeyi düşünmedin.
Aykol’a “Mamostemiz” diye seslenen Hacıoğlu, Aykol’un özgür basın emekçilerine bıraktığı mücadele mirasını ve gazeteciliği sahiplendiklerini, bu mirası taşımak için ellerinden geleni yapacaklarını dile getirdi.
📌Özgür Basın’ın Devrimci Çınar’ı Hüseyin Aykol’u uğurluyoruz
Özgür Basın emekçilerinin mesajını üyemiz Reyhan Hacıoğlu okudu pic.twitter.com/aE25OSfeIN
— Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (@DFGDernegi) January 2, 2026
Hacıoğlu’nun okuduğu özgür basın emekçilerinin açıklamasının tamamı şöyle:
Mamostemiz, Hüseyin Hocamız, tüm sadeliği ve mütevaziliği ile yaşamımıza ortak olan ve öğreten devrimci sosyalist yoldaşımız…
Yaşamın, insan olmanın hakkını verenlerimizin ardından söz kurmak her zaman ağır olur. An gelir; yer ve gök yarılsın diye bağırmak isteriz sesimiz çıkmaz, haykırmak isteriz kelimeler boğazımızda düğümlenir. Bunu en iyi bilenimizsin.
Tüm bu gidenlerimizin yükünü layıkıyla taşıyan sana dair söz kurmak çok ağır gelse de; kelimelerimiz, sesimiz boğazımızda düğümlense de, iznin olursa senin bize öğreten yaşamına layık, birkaç cümle kurmak isteriz: Sana yakışır taşıdığın sosyalist yaşamının, özgür basının yükünün ağırlığına yaraşır birkaç cümle Hüseyin hocamız, mamostemiz, yoldaşımız…
70 yıllık biyolojik yaşamını; halkların, ezilenlerin, sömürülenlerin, ötekileştirilenlerin birlikte ve eşit bir şekilde yaşayacağı gelecek güzel günlere adadın…
İşkencehanelerde, hapishanelerin soğuk duvarları arasında dahi, haklarını savunduklarının bir temsilcisi, sesi olarak görevini yerine getirdin…
Dışarı çıktın, bu kez hem dört duvar arasında olanların hem onların uğruna mücadele ettiği ezilenlerin, sömürülenlerin, yok sayılanların sesi oldun. Senin gözlerin her sabah hapishanelerden gelen mektupları taradı, köşen zindanların sesi olarak içeriye de dışarıya da taşıdı en zorlu yerlerde yaşayanların sorunlarını, umutlarını, dirençlerini…
Kalemin bir gün bile tereddüt etmedi gerçekleri dile getirmekten. 24 saatini kolektif yaşamın inşasına, öğrenmeye ve öğretmeye göre planladın.
Sabahın köründe hiç aksatmadan gelip özgür basının mütevazi bürolarını açtın. Çayı demledin, senin bedenine ve yaşamına uyum sağlamış, sadeliğin simgesi olan o küçük bardağınla çayını yudumlarken önce dört duvar arasında olanların mektuplarına baktın, önce onlara dair yazılması gerekenleri sıraladın ve sonra dışarıda olanlara dair…
Bizler, özgür basın emekçileri büroya geldiğimizde senin demlediğin çayın sıcaklığı ile ısınırken, mamosteliğinden devrimciliğinden bir bardak çayı yudumlar gibi yaşamayı, hakikate sadık kalmayı öğrendik…
Dile kolay, Özgür Basın geleneğinin yılmaz bir neferi olarak 37 yıl boyunca her türlü zorluğa ve zorbalığa direndin Hüseyin hocam. Yol arkadaşların enselerinden vurulurken, tutuklanırken, sürgüne gönderilirken, gazete binalarımız, ofislerimiz havaya uçurulurken de bir an olsun geri durmadın. Tutuklandın yine geri adım atmadın. Onlarca yıllık ceza davalarına rağmen, yoldaşlarının anılarına bağlılığın gereği olarak buraları terk etmeyi düşünmedin.
Yazdığın her satıra yoldaşlarına olan özlemini nakşettiğine, yüreğinin her bir atışıyla onları yad ettiğine şahidiz. Tekrar o özlemi yazılarınla, yüreğinin atımlarıyla gidereceğin anı sabırsızlıkla ve yüreğimizin en derininden gelen dua ile bekledik. Bekledik günlerce. Seninle birlikte mesai yapmış olan yoldaşların olarak bekledik, hakikatin gücünü yaşam tecrübeleriyle öğrettiğin öğrencilerin olarak bekledik. Ama en çok da, o naif kişiliğinle, o yumuşak sesinle, o buğulu gözlerinle her fırsatta gazeteciliğe ilk adımı atan genç, pırıl pırıl ardıllarınla yaşam tecrübelerini paylaşman için bekledik.. Yüzlerini, seslerini tanımadığın halde dört duvar arasında olan yoldaşların için bekledik… Ama olmadı. Özlemini duyduğun Apê Musa’ya, Gurbetelli’ye, Cengiz’e, Ferhat’a, Nazım’a, Nagihan’a, Kalo’ya kavuşmak baskın geldi…
Yaşamın hem hocası hem öğrencisiydin her zaman. En yeni başlayandan öğrenmesini bilirdin ve tabi ki çoğunlukla öğretmesini. “Eleştiriyi yoldaşlarınıza dozunda yapın” derdin. “Bir çiçeği yaşatmak istiyorsanız çok su vermeyin, çok su çürütür çiçeği. Az su da vermeyin o da kurutur çiçeği. Eğer yaşatmak istiyorsanız, ihtiyacı olanı dengeli bir şekilde verin.” Arkadaşlarımızı eleştirirken, dozu kaçırdığımızı hissettiğinde bu çiçek örneğini verirdin Mamostemiz…
Sen bir çiçeğin, bir insanın, bir böceğin nasıl yaşatılması gerektiğini öğrettin bize. En güzel örneklerle…
Sen sadeliği, devrimci ve özgür basın emekçisi olarak nasıl olacağını yaşayarak öğrettin bize…
Hep söylerdin, “Ben 70 özgür basın emekçisinin yükünü taşıyorum. Bu yükün ağırlığıyla hareket ediyorum, işimi yaparken…”
Sen özgür basın şehitlerinin yükünü tereddütsüz bir şekilde layıkıyla taşıdın ve bizlere emanet ettin Mamoste Hüseyin.
Senin taşıdığın bu yük, bu güzel miras şimdi yetiştirdiğin binlerce özgür basın emekçisinin sırtında. Bu taşıdığın yükü miras alırken, şimdi o yükün ağırlığına senin ağırlığını ekliyoruz.
Biliyoruz zor olacak, biliyoruz “senin gibi taşıyabilir miyiz bu yükü” kaygısını hep taşıyacağız ama sana söz; bir Kürt gazeteci olarak mamostemiz, bir Türk gazeteci olarak hocamız ve bir enternasyonalist devrimci olarak yoldaşımız, Hüseyin hocamız! Zorlandığımızda dönüp masa başına oturmuş, sade bardağıyla çay içen sana bakacağız. Hayalini kurduğun eşit, özgür ve adil dünyaya seninle yürüyeceğiz.
Senin sade ama ağırlığını yaşamıyla anlamlandırmış fotoğrafını da 70 yoldaşımızın arasına en değerlilerimizden biri olarak asacağız.
Her zaman seninle olacağız, her zaman bizimle olacaksın…
Yolun yolumuzdur, Rêya te rêya me ye…
Törende PKK lideri Abdullah Öcalan’ın da mesajı okundu. Öcalan Aykol için “Nazarımda Gurbetelli Ersöz ve Sırrı Süreyya Önder gibi eşsiz değerde bir mücadele arkadaşıydı” ifadelerini kullanırken mesajının tamamı şöyle:
Hüseyin Hoca’nın kaybı nedeniyle derin bir üzüntü içindeyiz. Öncelikle ailesine, özgür basına, mücadele arkadaşlarına, dost ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Son isteği benimle röportaj yapmakmış. Bu isteği benim için oldukça anlamlı ve değerlidir. Hüseyin Hoca ile 90’ların başında görüşme ve röportaj yapma şansımız olmuştu. Ani kaybı olmasaydı kendisini görmek, görüşmek ve sohbet etmek isterdim.
Hayatını devrimci mücadeleye adamış enternasyonal bir şahsiyet ve benim için çok değerli bir dost ve yoldaştı. Oldukça dürüst ve emekçi bir şahsiyetti.
Hakikat sesi olmuş bir entelektüeli, bir gazeteciyi ve yeri doldurulamaz devrimci, enternasyonalist bir öncüyü kaybettik. Mücadele hayatı boyunca sözü, kalemi ve duruşuyla her zaman yol gösteren öncü bir şahsiyet, örnek bir devrimci oldu.
Nazarımda Gurbetelli Ersöz ve Sırrı Süreyya Önder gibi eşsiz değerde bir mücadele arkadaşıydı.
Hüseyin Aykol’un yaşamı, hakikat arayışının ve toplumsal sorumluluğun somutlaşmış hâlidir. Karanlığa karşı hakikatin sesi ve özgür basının yılmaz bayraktarı oldu.
Hayatını adadığı halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesinde bir an bile tereddüt etmeden, sarsılmaz bir inançla son nefesine kadar bayrağı yere düşürmedi ve gereklerini layıkıyla yerine getirdi.
Onun mücadelesi, idealleri ve emeği, bu toprakların vicdanında sonsuza kadar yaşamaya devam edecektir.
Bizler, geride bıraktığı idealin, düşüncenin, mücadelenin ve büyük emeğin takipçisi olacağız.
Anısını mücadelemizde saygıyla yaşatacağız.
Tekrar ailesine, özgür basına, mücadele arkadaşlarına, dost ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.
Sendika.Org