Ünsal Ban, tek başına araştırılmayı hak eden, 2010’dan itibaren sistemli olarak gündemimize giren ve nasılsa her defasında ağır iddialara rağmen kurtularak özgür kalmayı başarabilen (!) bir isim. Profesör ünvanı da taşıyan Ban’ın en yetenekli olduğu alanların başında polemik ve spekülasyonun geldiğine kuşku yok

Ünsal Ban… Bu ismi kamuoyunun bir bölümü Türk Hava Kurumu Üniversitesi’nden, bir bölümü eski eşinden, bir bölümü Sedat Peker’den, bir bölümü borsa manipülasyonundan dolayı biliyor. Ban’ın büyük başarılarından biri de kamuoyunun bir bölümünün bunca olaya rağmen ismini anımsamaması… Oysa son 15 yılda yaşadıkları ve gündeme geldiği olaylar, aynı zamanda bir Türkiye özeti gibi. Üst düzey görevlerde bulunması, kamu zararı, yolsuzluk iddiaları, borsa manipülasyonu, organize suç örgütleri, eski eşiyle yaşadıkları, firar ve zenginleşme…
Ünsal Ban belki en çok eski eşi Zehra Taşkesenlioğlu’nun görüntülerini kayda alması ve bu görüntülerin Sedat Peker’e ait olduğu öne sürülen bir hesaptan yayınlanması ile gündeme geldi, ancak aslında hikâye daha eskiye dayanıyor.
O dönemde Peker, Ban ve eylemlerini anlatmadı ve sadece Taşkesenlioğlu ile bir dönem SPK Başkanlığı yapan abisi hakkında iddialarda bulundu, bir rüşvet ağı kurulduğunu iddia etti. Televizyonlara çıkan, bu iddiaların odağındaki kimi isimler de bu iddiaları doğruladı. Yazının devamında o köprülerin altından çok sular aktığını, televizyonlarda bu iddialarda bulunanların mahkemede başka türlü ifadeler de verdiğini göreceksiniz. Ancak konu sadece evlilik sırasında çekilen bu görüntüler, Peker’in anlatımları ya da boşanma davası sırasında ve sonrasında yaşananlar değil.
Zira Ünsal Ban, tek başına araştırılmayı hak eden, 2010’dan itibaren sistemli olarak gündemimize giren ve nasılsa her defasında ağır iddialara rağmen kurtularak özgür kalmayı başarabilen (!) bir isim.
Son olarak ‘borsa spekülasyonu’ iddiasıyla, suç örgütü kurduğu gerekçesiyle tutuklandığı soruşturmada ek ifade vererek tahliye edildi ve hakkındaki yurtdışına çıkış yasağına rağmen Yunanistan’a kaçmayı başardı. Üstelik siyasetçiler başta olmak üzere çok sayıda kişinin suç duyuruları, çağrıları ve uyarılarına rağmen… Nasıl tahliye olabildiği, nasıl kaçtığı merak konusu…
* * *
Profesör ünvanı da taşıyan Ban’ın en yetenekli olduğu alanların başında polemik ve spekülasyonun geldiğine kuşku yok! Hakkındaki hemen her iddiaya karşı iddialı bir sözü ve birilerini ikna edebilecek kapasitesi var. Aksi takdirde bu ülkede bu kadar davaya, bu kadar soruşturmaya, bu kadar iddiaya rağmen ayakta kalması olanaksızdı…
Büyük resme bakınca insan, “Hepsi mi Ünsal Ban’ı buluyor?” diye sormadan da edemiyor.
Avukatları, hakkındaki duruşmalarda yurt dışına kaçtığı iddiasını doğrulamıyor ve nerede olduğu konusunda bilgi vermiyor ancak kaçtığı, kaçmadan önce de önemli ölçüde bir parayı yurt dışına çıkardığı da biliniyor. Bu konuda da hakkında davalar mevcut.
Öğretim üyeliği ile “bu kadar parayı nasıl kazandığı” sorulduğunda ise uzun yıllardır borsada olduğundan TRT’de yorumculuk yaptığına kadar uzanan bir liste ile karşılaşıyorsunuz.
Hakkında yazılan her habere ve yazan her kişiye karşı ağır iddialarda bulunduğu da sır değil! Biraz araştırınca sistemli takibini görüyorsunuz. Ekşi Sözlük’teki kimi iddialara da erişim engeli getirmeyi başarmış…
* * *
Bu yazı dizisinde, Ban’ın AKP dönemindeki önlenemez yükselişini ve hemen her zorlukta yeniden hızla ayağa kalkmayı nasıl başarabildiğini okuyacaksınız. Belirtmek gerekir ki yazılan her başlık, iddianame ve kararlara dayanıyor. Bunları bulabilmek de -artık bütün yargılamalar aleni olmasına rağmen- nedense kolay değil…
Ünsal Ban’ın kariyerine Gazi Üniversitesi’ndeki asistanlık döneminden başlamak lazım. Finans ve muhasebe alanında uzmanlaşan Ban, yüksek lisansını yine Gazi Üniversitesi’nde yaptı. Ancak nedense doktoraya Sakarya Üniversitesi’nde başladı. Bazı kaynaklar hızlı yükselişinde bu kararının da etkili olduğunu düşünüyor ve o dönemki Sakarya Üniversitesi kadrolarına dikkati çekiyor.
Doçentliği yine 2005’te Gazi Üniversitesi’nde. Aynı dönemde borsaya yakın ilgisinin de başladığı söyleniyor.
Ama asıl yükselişi ve ismini kamuoyunun tanıması binbir umutla kurulan Türk Hava Kurumu Üniversitesi’ne rektör olmasıyla başlıyor.
Gazi Üniversitesi’ndeki bir finans doçentinin havacılıkla ne ilgisi olduğu muamma… O dönem THK Üniversitesi, Türkiye’nin havacılık ve uzay alanında spesifik çalışmalar yapabilmesi umuduyla kuruluyor. Ban’ın nasıl rektör olduğunu ise, üniversitedeki yolsuzluk iddiaları nedeniyle uzun süre cezaevinde de kalan eski THK Başkanı Osman Yıldırım, ifadesinde şöyle anlatıyor:
THK, dernek olduğu için üniversite kuramıyordu. 2010’da bu nedenle vakıf kurduk. O dönemde İlhami Altınok, neden Ünsal Ban ile üniversite kurma çalışması yapmadığımızı sordu. Bu iş için uygun olduğunu söyledi. Bunun üzerine çalışma yaptığımız gruba kendisini dahil ettik. Diğer ülkelerde bulunan havacılık ve uzay üniversiteleriyle temasa geçtik. Vonge College üniversitesi yönetimiyle anlaşma imzaladık. Öğrencilerimiz bir yıl burada eğitim görebilecekti. Evrakı YÖK’e ilettik. Üniversite çalışmamız hızla ilerliyordu. 3 Mart 2011’de üniversite kuruldu. Ancak yönetmelikleri hazır değildi. YÖK Başkanı olan Yusuf Ziya Özcan, kimi rektör yapacağımızı sordu. Ben de havacılığı bilen bir arkadaşımızın olacağını söyledim. YÖK Başkanı, neden Ünsal Ban’ı yapmadığımızı sordu. Ben de kendisine Ban’ın doçent olduğunu, profesör olması gerektiğini anımsattım.
“Bir hafta sonra profesör oldu”
Ancak o bunun sorun olmadığını söyledi. Bir hafta sonra profesör olduğunu öğrendik. Ünsal Ban, THK Üniversitesi’nin başına getirilmek istenen bir projeymiş. Başta Ünsal Ban, üniversiteyle ilgili koyduğumuz kriterlerin hepsini kabul ediyordu. Ancak bir süre sonra vasıflı profesörler ayrılmaya başladı. Ünsal Ban, bunları rakip olarak görüyordu. ABD’ye gittiğimizde Ünsal Ban’ın İngilizce de bilmediğini gördüm. YÖK Başkanı’na bunu söylemiştim. Ancak ‘üniversitenin işlerinin YÖK’te iyi gitmesini istiyorsak Ünsal Ban’ı rektör yapmalısınız’ dedi. Rektör olarak önerdik ve atandı. Bir süre sonra albay olan Genel Sekreter ayrılmak istediğini söyledi. Ünsal Ban’ın kanunsuz iş yapmaya çalıştığını, engel olduğunu, kendisini istemediğini söyledi. Ünsal Ban, bana Seda Şimşek ile çalışmak istediğini söyledi. Üvey kardeşimin kızı olduğunu, istemediğimi söyledim. Genel Sekreter’i seçme hakkı rektöründü. Bana geldi ve Seda Şimşek’i önereceğini yeniden söyledi…
Ban’ın rektörlüğü süresince kurumla ilgili iddialar bitmek bilmedi. O kadar çok soruşturma ve dava açıldı ki özel olarak ilgilenmeyen biri için takip etmek olanaksız.
Ancak bu davaların bir bölümünü derli toplu biçimde, Ban hakkında çok sonradan hazırlanan bir MASAK Raporu’nda ve bu rapora dayanılarak hazırlanan iddianamelerde görmek mümkün… Raporda, Ban’ın yargıya yansıyan “sicili”, “öncül suçlar” başlığı altında şöyle özetleniyor:
– Türk Hava Kurumu Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliği’nin 21 Ekim 2015 tarihli suç duyurusu üzerine, THK Üniversitesi’nin Ankara Yenimahalle’de 11 bin 593 metrekare arsanın maliki olduğu, arsanın kat karşılığı inşaat sözleşmesine verilmesi sürecinde o günkü rakamlarla 26 milyon 207 bin 143 TL ve 70 dairenin satışında 8 milyon 405 bin lira olmak üzere 34 milyon 612 bin lira zarara uğratıldığı… Satışlarla ilgili iki ayrı duyurunun web sitesinde yayınlanmış gibi gösterildiği, oysa belirtilen tarihlerde değil, sonradan ileriki tarihlerde duyuruların sisteme, önceden girilmiş gibi gösterildiği, 70 dairenin satışında usulsüzlük yapıldığı…
– Wings Kuleleri davası olarak bilinen bu davada ihalenin usulsüz yapıldığı, THK Üniversitesi’nden mal kaçırıldığı iddialarından habersiz kişiler, toplam 242 ofis ve dükkân satın aldı. Bu ofis ve dükkanların tapu kaydı, 2023’te iptal edildi. Dava devam ediyor. Ancak iddialar vahim. İki kuleden birinin kayıt dışı olduğu ve satıştan sonra sanki önceden duyurulmuş gibi üniversitenin internet sitesine ilan konulduğu saptanmış durumda.
– Yine Hukuk Müşavirliği’nin 21 Ekim 2015 tarihli suç duyurusuyla açılan davanın iddianamesine göre, “Ünsal Ban, rektörlüğü döneminde, THK yönetiminin aldığı kararın 6 ve 7. maddelerini değiştirerek, 2013-2014 yılı için rektör ücretinin 100 bin lira olarak belirlenmesine oy birliği ile karar verilmiştir” ifadesini ekledi. Kendi maaşını astronomik biçimde yükseltti.
– Açılan bir başka davanın iddianamesine göre de Ünsal Ban, Frankfurt Havaalanı’nda yüksek fiyatlarla saat satın aldı. Ban’ın rektörlüğü döneminde hakkında açılan en ilginç davalardan biri bu saat davası. Bu davada Ban ile birlikte eski THK Üniversitesi Genel Sekreteri Seda Şimşek, eski THK Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Osman Yıldırımve eski THK Muhasebe Müdürü İsmail Erdoğan yargılandı. İddianameye göre Ban ile Şimşek, 18-22 Kasım 2013’te Dubai’ye ziyaret için yolluk ve yevmiyeli olarak görevlendirildi. Ban, dönüşünde, Duty Free bölgesindeki bir markadan 10 bin 260 Euro karşılığı iki adet Bvlgari saat aldı. Yine bir başka yerden de 9 bin 645 Euro karşılığı iki adet Bvlgari marka saat satın aldı. Yine bu seyahatte 5 bin 231 Euro tutarında bir alışveriş yapıldı. Buradan da Navitimer marka bir adet saat alındığı anlaşıldı. Bu harcamalar muhasebeleştirildi. Daha sonra “temsil ağırlama ve tören gideri” adı altında Ban’a 15 bin 136 Euro ödendi. Şimşek’e de 10 bin Euro ödeme yapıldı. Ban, bu saatlerin başarılı pilotlara hediye amacıyla alındığını söyledi, ancak saatlerin üniversite envanterine geçirilmediği anlaşıldı. THK Hukuk Müşavirliği, bu nedenle suç duyurusunda bulundu. Pilotlara da saat verilmedi.
– Yine 2015 tarihli başka bir iddianameye göre de Ünsal Ban, rektörlüğü döneminde THK Turizm adlı bir şirket kurdurdu. Bu şirket ile ilgili olarak THK Hukuk Müşavirliği’nce yapılan incelemede “şirketin mal ve hizmet karşılığı olmayan para transferlerini peçelemek için kurulduğu, gerçek anlamda faaliyetinin olmadığı, sahte faturalar kestiği” vurgulandı.
– Açılan bir başka davanın iddianamesinde Ünsan Ban’ın rektörlüğü döneminde 126 ders karşılığında 120 TL saat ücretinden 15 bin 120 lira haksız ödeme aldığı iddia edildi.
– Rektörlüğü dönemine ilişkin olarak hazırlanan başka bir iddianamede, Ünsan Ban’ın, güvenlik ve yemekhane hizmetlerine ilişkin ihaleleri şeffaf biçimde yapmadığı, ihalelerin çeşitli nedenlerle iptal edilerek aynı kişilerin farklı isimli şirketlerine verildiği, bu şirketlerin belgelerinin de incelenmediği öne sürüldü.
– Tanıtım işleri için de bir şirkete usulsüz biçimde 2013’te, 731 milyon 600 bin lira tutarında fatura karşılığı ödeme yapıldığı iddiasıyla dava açıldı.
– Ünsal Ban, farklı yerlerdeki yazılarını topladığı, “Bir Liderin Ekonomi Gündemi 365” adlı kitabı 75 bin 600 TL’ye üniversiteye bastırdı. Üniversite ile hiçbir ilgisi olmayan kitabın iç kapağına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafı da konuldu. Bu kitap da soruşturmaya konu oldu.
Kaynak: T24
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.