Dilovası İşçi Katliamı Aileleri yeni hazırlanan iddianame için yaptıkları açıklamada iddianamenin bütüncül bir yaklaşımdan uzak olduğunu, ne kamu görevlilerinin ne de Ravive Kozmetik ve Lykke Kozmetik’in taşeronluğunu üstlendiği büyük patronların iddianamede yer aldığına dikkat çekti

Dilovası’nda bulunan Ravive Kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025’te meydana gelen, 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği patlama ve yangına ilişkin hazırlanan yeni iddianame Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. Daha önce “eksik soruşturma” gerekçesiyle iade edilen dosya, genişletilen suçlamalar ve dosyaya eklenen yeni delillerle yeniden mahkemenin önüne geldi.
Yangında yaşamını yitiren Cansu Esetoğlu, Tuğba Taşdemir ve Nisanur Taşdemir’in çocuk yaşta işçiler olduğu kesinleşti. Ayrıca fabrikada çalışan işçilerin önemli bir bölümünün sigortasız ve kayıt dışı çalıştırıldığı ispatlandı. Böylece hem çocuk işçilik hem de güvencesiz çalıştırma gerçeği resmi kayıtlara geçti.
Mahkemenin iade kararında özellikle dikkat çektiği Ravive Kozmetik ile Lykke Kozmetik arasındaki ilişkinin niteliği yeni iddianamede ayrıntılı biçimde ele alındı. Savcılık, iki şirket arasında yalnızca fason üretim değil, fiili ortak üretim ve “organik bağ” bulunduğu değerlendirmesinde bulundu.
Bu kapsamda Lykke Kozmetik yetkilileri Gökberk Güngör ve Aleyna Oransal da “asli ağır kusurlu” sayılarak “olası kastla öldürme” suçlamasıyla sanık yapıldı. Ravive Kozmetik yöneticileri İsmail Oransal ve Altay Ali Oransal ile birlikte, 7 işçinin ölümü nedeniyle ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.
Öte yandan, yeğenleri Altay Ali Oransal ile İsmail Oransal’ın kaçmasına yardım ettiği iddiasıyla “suçluyu kayırma” suçundan iddianameye dahil edilen Ali Osman Akat’a ait ALLONE Kozmetik ile Ravive Kozmetik arasında milyon dolarlık ticari ilişki bulunduğu da resmi kayıtlarla dosyaya girdi.
İddianamede HTS kayıtları, dijital materyaller ve WhatsApp yazışmalarına da yer verildi. Dosyaya giren yazışmalarda, denetimlerden kaçınmak amacıyla sigortasız işçilerin işyerinden uzaklaştırılmasına yönelik talimatlar bulunduğu belirtildi. Bu durum, iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı gibi, denetim mekanizmalarının da bilinçli biçimde bertaraf edilmeye çalışıldığına işaret etti.
Dosya daha önce deliller toplanmadan kamu davası açıldığı gerekçesiyle iade edilmişti. Özellikle HTS kayıtlarının analiz edilmemesi, tanık olabilecek kişilerin dinlenmemesi ve bazı şüphelilerin ifadeleri alınmadan iddianame düzenlenmesi ciddi eksiklik olarak değerlendirilmişti.
Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu’nun “suçtan zarar gören” olarak gösterilmesine rağmen, zararın nasıl oluştuğunun açıklanmaması da iade gerekçeleri arasında yer almıştı. Eksikliklerin tamamlanmasının ardından savcılık iddianameyi yeniden düzenleyerek mahkemeye sundu.
9 Ocak 2026 tarihli Adli Tıp raporlarına göre işçiler, yangın ortamında dumandan boğulma ve karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu yaşamını yitirdi. Cansu Esetoğlu’nun ise ani patlama sonrası yüksek ısıya maruz kalma ve dumandan boğulma nedeniyle hayatını kaybettiği tespit edildi.
Bilirkişi raporunda kusur ve sorumlulukları bulunduğu belirtilen kamu kurum ve kuruluşları hakkında da ek iddianame düzenleneceği ifade edildi.
Katliamdan bir gün sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından soruşturma başlatılmış; 12 Kasım’da Kocaeli İl Müdürü, SGK Kocaeli İl Müdür Yardımcısı, Gebze Sosyal Güvenlik Merkez Müdürü, Çalışma ve İş Kurumu Kocaeli İl Müdürü, İŞKUR Dilovası Hizmet Merkezi Müdürü, İŞKUR CİMER’den sorumlu şube müdürü ve bir personel görevden uzaklaştırılmıştı.
Soruşturma sürerken açığa alınan isimlerden İŞKUR Kocaeli İl Müdürü Ulvi Yılmaz ile SGK Kocaeli İl Müdürü Salih Aydın’ın ikinci iddianamenin hazırlanmasından bir gün sonra görevlerine iade edildi. Yılmaz ve Aydın, görevden uzaklaştırılmalarının ardından yaklaşık 3 ay sonra yeniden göreve başladı.
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri yeni hazırlanan iddianame için yazılı bir açıklama yaptı. Aileler yaptıkları açıklamada iddianamenin sadece işletme içinde yaşananlara ve işletme içindeki sorumluluk ilişkilerine sıkıştırıldığını ifade etti. Ali Osman Akat’ın kozmetik sektöründe holdingleşecek gücü göz önünde bulundurulduğunda suçlamanın sadece Ravive Kozmetik’le sınırlandırılmasının kapsamlı bir soruşturma yapılmasının önünde bir engel olduğunu belirtti.
Ailelerin dikkat çektiği bir diğer konu ise iddianamede kamu görevlilerinin olmamasıydı. Kamusal gözetim ve denetim yükümlüğünden doğan sorumlulukları hatırlatan aileler, bütüncül bir yaklaşım için kamu görevlilerine yönelik soruşturmanın da bir an önce tamamlanması gerektiğini ifade etti.
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri olarak düzenlenen iddianameye ilişkin açıklamamızdır. #DilovasıİçinAdalet pic.twitter.com/iNFrvuQALV
— Dilovasi İşçi Katliamı Aileleri (@DilovasiAileler) February 12, 2026
Sendika.Org/Kocaeli