Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan Ravive Kozmetik’te 8 Kasım 2025’te meydana gelen ve 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangının 100. gününde aileler dün (15 Şubat) Ravive Kozmetik önündeydi. Aileler, kamu görevlilerinin de soruşturmaya dahil edilmesini ve tüm sorumluların yargılanmasını talep etti

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan Ravive Kozmetik’te 8 Kasım 2025’te meydana gelen ve 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangının 100. gününde aileler dün (15 Şubat) Ravive Kozmetik önündeydi.
Kocaeli ve İstanbul’dan çok sayıda sendika, parti, meslek odaları ve demokratik kitle örgütlerinin katıldığı eylemde, “İşçiler ölüyor, sorumlular susuyor”, “Kaza değil cinayet, sorumlular nerede?” ve “Çalışırken ölmek istemiyoruz” sloganları atıldı. Aileler, kamu görevlilerinin de soruşturmaya dahil edilmesini ve tüm sorumluların yargılanmasını talep etti.
Yangında hayatını kaybeden Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
Bu adalet nerede? 100 gündür niye cevap vermiyorlar? Niye kaçıyorlar? Korudukları ne bu zamana kadar? Hala koruyorlar. Çıksınlar cezalarını çeksinler ya da bizim ölmüşlerimizi geri getirsinler.
100 gündür soruyoruz: Adalet nerede?#DilovasıKatliamı100Gün #DilovasıİçinAdalet pic.twitter.com/n46BSigqfY
— Dilovasi İşçi Katliamı Aileleri (@DilovasiAileler) February 15, 2026
Esma Gikan’ın eşi Aytekin Gikan da şunları söyledi:
Bugün tam 100 gün oldu biz Dilovası aileleri olarak adalet arıyoruz. Burada 7 tane can gitti. Türkiye Cumhuriyeti’ne güveniyoruz, suçlular kimse ortaya çıkarılsın istiyoruz.
Şengül Yılmaz’ın kızı Nur Aldeniz ise şöyle konuştu:
100 gündür benim annem yok. Annem, ölmeden önceki gece bende kaldı, ben onu öperek işe yolladım; sabah ceset torbasıyla aldık. Bunlara sebep olan herkesin cezalarını çekmelerini istiyorum. Hiç kimse cezasını çekmiyor, herkes elini kolunu sallayarak geziyor. İnsan öldürmek bu kadar kolay olmamalı. Cezalarını çekmek zorundalar. Biz bu kadar insan sevdiklerimizi kaybettik. Birisi bunun hesabını vermek zorunda. Daha mahkememiz bile açılmadan herkesin görevlerine geri dönmesi çok acı. Ben buradan anlıyorum ki, bir insanın ölmesi bu kadar basit. İstediğim tek şey adalet. Annemi belki geri getiremezler ama en azından yattığı yerde huzur bulur.
“Ben annemi öperek işe yolladım.”#DilovasıKatliamı100Gün #DilovasıİçinAdalet pic.twitter.com/OcZfWm5Lb9
— Dilovasi İşçi Katliamı Aileleri (@DilovasiAileler) February 15, 2026
Cansu Esatoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu şu ifadeleri kullandı:
Yüzüncü gün oldu kamu görevlilerinden hiçbir dosya oluşturulmadı. Üç ay içerisinde kamu görevlileri yine görevlerine devam ettiler. Bu işyeri bir sene CİMER’e şikayet edilmiş, yıkım kararı gelmiş yıkmamışlar. Bu canlar gittikten sonra yıkmaya ve delilleri kaybetmeye çalıştılar. Neymiş; risk teşkil ediyormuş. Bu patronlar ne kadar suçluysa, bu kamu görevlileri bunlardan daha çok suçludur. Çünkü patronlara bu kamu görevlileri çalışma izni vermiştir. Depo olarak ruhsat verilmiştir, üretim yapmışlardır. Hangi kurumlar buna izin vermiş; belediyedir, SGK’dır, İSO’dur, elektriktir, bu kurumlar izin vermiş. Bu kurumlar bu iş yerine izin vermese bu çalışabilir mi? Elektrik vermese, su vermese çalışabilir mi, ruhsat vermese çalışabilir mi? Çalışamaz. Soruyoruz, bu kurumlar nerede?
Esatoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
Biz bu işin peşini bırakmayacağız. Çünkü bizim canlarımız kömür oldu. Sayın Cumhurbaşkanı’na, İçişleri Bakanlığı’na sesleniyorum, sesimizi duysunlar… Bizim canlarımızı kapalı bir kutuya koydular, yaktılar. İnsan hayvana barınak yapan, bir havalandırma yapar. Bunlar bu insanlara bir yangın merdivenini çok gördüler. Bu insanların üzerinden para kazandılar, sömürdüler. 7 tane can gitti. Ben hayal ediyorum, o insanlar arka tarafa koştular kurtulmak için, bir yangın merdiveni yoktu. Yangın merdiveni olsaydı belki bu çocuklar kurtulurdu… Patronlar ne diyor biliyor musunuz? Biz alt tabakadan 1-2 tanesini atarız hapse giderler, ondan sonra biz zaten yine bunların kanını emeceğiz, bunları sömüreceğiz, yine bunları bu şekilde çalıştıracağız diyor. Öncelikle bunların bütün mal varlığına el konulması lazım ki bunların canı yansın.

Esma Gikan’ın yakını Engin Aras ise şunları söyledi:
Bize ‘Siz siyaset yapıyorsunuz’ dediler. Biz siyaset yapmıyoruz. Biz, suçlular tespit edilip yargılansın, cezalarını çeksin istiyoruz. Ben 50 senedir bu mahallede oturuyorum, burayı çok iyi bilen biriyim. Bu yolun alt tarafı organize (sanayi bölgesi), üst tarafı konut alanı. Buraya bu fabrikanın yapılmasına izin veren kimse bunda suçludur. Buraya yıkım kararı verip de yıkmaya insanlar suçludur, yargılansınlar. Biz bunu söyleyince siyaset mi yapıyoruz? Buraya ruhsat veren kimse, suçlular. Burada bir tane suçlu da mahalle muhtarımızdır. Burayı en yakın bilen kim? Mahalle muhtarı. 1,5 yıl önce halkın baskısına dayanamayarak bir tane dilekçe Kaymakamlığa vermiş; ondan sonra sormamış. Komşum diyor ki, ‘Ben muhtara söyledim bir gün burada patlayacağız, ilgili mercilere git. Bizi kale almaz ama sen muhtarsın, bununla ilgilen (diye)’. Muhtar ne yapmış? Hiçbir şey. Nerede bugün? Yanımızda yer alıyor mu? Almıyor. Rica ediyorum, muhtarın da yargılanması için gerekli işlemler yapılsın.
Hanım Gülek’in yakını ve DEM Parti Dilovası Meclis Üyesi Grubu Eş Sözcüsü Mehmet Gülek ‘de şu ifadeleri kullandı:
Biz 2 hafta önce, 2 sefer (Kocaeli) Büyükşehir Belediye Başkanı’nda randevu istedik aileler olarak. İlkin vermediler, ikincisinde Belediye Başkanı’nın sekreteri de değil, sekreter yardımcısı çıktı. Bizi o düzeyde değerlendirmişler. Biz şunu soracaktık, 4 sene önce yıkım kararı verenler neden 4 yıl boyunca yıkmayıp, patlama olduktan sonra apar topar binayı yıktılar. Hala burada deliller vardı, hepsi yok edildi. Ki bilirkişi raporu bile yetersiz geldi ama yeniden rapor tutacak bir yer bile yok. Bununla ilgili belediye başkanının tavrını artık insanların vicdanına bırakıyoruz.
Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir ise şöyle konuştu:
Yüzüncü gün oldu hala adalet bekliyoruz bu insanlardan. Büyükşehir Belediyesi’nden randevu alacağımız halde gittik, adam yüzümüze bakmadı. İlçe belediyesi aynısını yaptı. Buranın milletvekili Cemil Yaman aynısını yapıyor. Ne bakan var, ne soran. Kamu görevlileri 100 gündür elini kolunu sallayarak… Ben kendi halimden utanıyorum, adamlar utanmıyor. Bu milletin vergisiyle alınan bir maaş. Bu insanlar ne sorgulandı ne bir şey yaptı. Hala 100 gündür bu adaleti bekliyoruz bu insanlardan. İçişleri Bakanı’ndan, Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı olsun, hangisi olursa olsun, elini vicdanına koysun. Sorgulamayı serbest bıraksın ve bu savcılar sorgulamayı yapsın. Bizim buna dayanacak gücümüz kalmadı. Ben bir tarafta kanserle uğraşıyorum, bir tarafta bunlarla uğraşıyorum. Bu insanların ahı yerde kalmasın. Bu insanlar burada kömür oldu kömür. Ben kömür torbasını aldım evime götürdüm. Bunun hesabını vermeleri lazım. Biz sadaka istemiyoruz, adalet istiyoruz. 100 gündür adaletin yerini bulması için bağırıyoruz çağırıyoruz, adalet yok.
Ailelerin avukatlarından Mürsel Ünder, ilgili bakanlıkların ve kurumların işyerindeki ihmalleri görmezden geldiğini belirterek, işçilerin göz göre göre hayatını kaybettiğini söyledi.
Dosyanın avukatlarından Esma Varış ise olayın bir iş kazası değil, gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle gerçekleşmiş bir iş cinayeti olduğunu ifade etti. Varış, bilirkişi raporunda da yangın çıkışı ve havalandırma boşluğu gibi temel güvenlik unsurlarının bulunmadığının tespit edildiğini, işçilerin yaşamını yitirmesinin en büyük nedeninin güvenlik önlemlerinin alınmaması olduğunu kaydetti.
Yangının üzerinden 100 gün geçmesine rağmen dava sürecinin başlamamış olması ve kamu görevlileri hakkında herhangi bir soruşturma yürütülmemesi, ailelerin tepkisini artırırken; aileler adalet taleplerini yineleyerek mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.
Sendika.Org/Kocaeli