“Tüm bu kuşatmanın ortasında halkın örgütsüz, yalnız ve çaresiz kalmasına tahammülümüz yok. Yeni yaşımıza girerken Halkevleri’ni büyütmeyi, halkın örgütlü gücünü büyütmek olarak görüyoruz. Kavgamızın bayrağı halkın hakları!”

19 Şubat 1932’de kurulan Halkevleri, bugün tam 94 yaşında. Daha önce iki defa kapatılan ve 12 Eylül sonrasında 1987’de kayyumdan devralındıktan bugüne kadar kesintisiz bir mücadele yürüten Halkevleri, 94. kuruluş yıldönümünde bir açıklama yayımladı.
Açıklamada Halkevleri’nin bu ülkenin aydınlanma yuvaları olarak kurulduğu, eşitlik ve özgürlük fikirlerinin mayalandığı bir harekete dönüştüğü ve bir halk örgütü haline geldiği ifade edildi. Halkevleri yeni mücadele yılında da emperyalist saldırganlığa, halkların iradelerinin gaspına, gerici kuşatmaya ve faşist baskılara, yoksullaştırma politikalarına, halkın haklarının gasp edilmesine ve kadın düşmanlığına karşı toplumsal hak mücadeleleriyle halkın örgütlü gücünü ortaya koyacaklarını ilan etti.
Açıklamanın tamamı şöyle:
Halkevleri 94 yaşında!
94 yaşında; Saray’ın karşısına dikilen halkız! Ekmeğimizin, onurumuzun, özgürlüğümüzün peşindeyiz!
94 yıldır halkın devrimci potansiyelinden, bu toprakların devrimci birikiminden aldığımız güçle yürüyoruz. Engelleri aşa aşa, bıkmadan, usanmadan, yenilenerek… Emperyalizme ve faşizme karşı “kavgamızın bayrağı, halkın hakları” diyerek… Ne görülecek hesabı unutarak ne de ellerimizle kuracağımız eşit ve özgür yarınlardan vazgeçerek… Savaşın, yoksulluğun, sömürünün, zulmün hesabını sormak için halk düşmanlarının peşindeyiz! İnsanca bir yaşam kurmak için ekmeğimizin, onurumuzun, özgürlüğümüzün peşindeyiz!
Biz Halkevleri’yiz… Bu toprakların aydınlanma yuvaları olarak ortaya çıktık, eşitlik ve özgürlük fikirlerinin mayalandığı bir harekete dönüştük ve bir halk örgütü olduk. Her dönemin egemenleri tarafından defalarca hedef alındık, kapatıldık, yasaklandık… Durmadık, bu topraklara serpilmiş tohumlar gibi her defasında filizlendik… Bu defa halkın hakları için buluştuğu, yan yana geldiği ve harekete geçtiği bir odak olarak serpildik…
Çünkü biz halkız!
Bize yoksulluktan, sömürüden ve savaştan başka bir vaadi kalmamış bu düzene karşı kendi kaderimizi elimize almak için yan yana gelmek, mücadele etmek zorunda olanlarız. Bulduğumuz her fırsatta sokaklarda buluşan, meydanları dolduranlarız, hakkını arayanlarız.
Yıllardır tepemizde baskının bin bir türlüsü eksik olmadı ama bu memleketi de haramilere bırakmaya hiç niyetimiz yok. Ekmeğimiz, onurumuz ve özgürlüğümüz için harekete geçmekten başka bir yolumuz yok.
Biliyoruz çünkü “Kol kola girince biz, meyveye döner filiz”…
Biliyoruz, öfkemiz ve bir arada duruşumuz korkutuyor Saray’ları…
94 yıllık bir halk örgütünün birikimiyle yeni yaşımıza mücadeleyi büyütme sözüyle giriyoruz.
Haklarımız, özgürlüklerimiz ve geleceğimiz için;
Kentlerimizi ve doğamızı rant ve talan uğruna hedef alan kim varsa, emeğimize çöken kim varsa, kadınların, çocukların yaşamlarına kim kastediyorsa, irademize kim ipotek koymuşsa, bu toprakları sömürgeci emellerle kim hedef alıyorsa ve onlarla kim işbirliği yapıyorsa onları kovmak için hepsinin “Peşindeyiz”
Köleleştirilmeyi reddediyoruz
Bizleri daha fazla üretim, daha fazla kâr için köle haline getiren bu sistemi reddediyoruz. Maaşlarımız kiraları ödemeye dahi yetmiyor. Ölümcül çalışma koşullarına mahkûm ediliyor, domatesi bile taneyle almak zorunda kalıyoruz. Her geçen gün dibe doğru sürükleniyoruz, daha ucuza, daha esnek ve daha güvencesiz bir çalışma düzenine, ücretli köleliğe mahkûm edilmek isteniyoruz. Ancak biz ücretli değil üreticiyiz! Bu hayatı üreten biziz. Başımızda bize üç kuruşu reva görenleri istemiyoruz, kendi kendimizi yönetiriz!
Yaşam parolasıyla haklarımıza sahip çıkıyoruz
Yaşamlarımızı her gün yeniden üretirken en doğal hakkımız olan insanca bir barınma olanağına, sağlıklı bir beslenme imkânına, eğitim imkânlarına erişmeye, sağlık hakkına ulaşmaya, ısınmaya, suya, iletişime, seyahat ve ulaşıma ücret ödemek zorunda değiliz. Hepsini istiyoruz, parasız olarak! Çünkü yaşamlarımız patronların kâr elde etme aracı değildir. En sağlıklı ve özgür biçimde gelişme hakkımız için en temel haklarımıza da sahip çıkıyoruz.
Kadınların eşit ve özgürce yaşadığı bir hayatın peşindeyiz
Evlerden, sokaklardan, işyerlerinden, kampüslerden yükselen ve birleşen seslerimizle emeğimizi, bedenimizi, hayatlarımızı hedef alan Saray iktidarına ve sermaye düzenine meydan okuyoruz. Hayatlarımızı Saray’ın saldırılarına, sermayenin insafına teslim etmiyoruz. Yaşamlarımıza, emeğimize, özgürlüğümüze göz dikenlerin, kadın düşmanlarının peşindeyiz.
İrademize sahip çıkıyoruz, özgürlük istiyoruz
Artık oy vermek kalıcı bir değişiklik yaratmıyor. Biz seçiyoruz ancak iktidar yargı operasyonlarıyla halkın iradesini gasp ediyor. Siyasetin yolunu sokaktan geçiriyoruz. Özürlük istiyoruz. İrademizi ve özgürlüğümüzü yok sayanların peşindeyiz.
Halkların eşitliğinin peşindeyiz
Kürt sorununda barışın ve toplumsal-demokratik çözümün ancak güçlü politik-toplumsal hareketlerce güvence altına alınabileceğinin bilincindeyiz. Halkların düzen dışı ve düzen karşıtı kapasitesini yok etme mantığıyla ilerleyen bir süreçte “barış ve demokratik çözüm” mümkün olamaz. Saray’ın kendi iktidarını sağlama almak için halklar arası güvensizliği kışkırtma taktiklerine, saldırı politikalarına karşı mücadeleyi büyütüyoruz. Kürt halkının tüm politik, toplumsal, kültürel haklarının peşindeyiz. Eşitlik, barış, demokrasi ve insanca bir yaşam mücadelesini; emperyalizme, kapitalizme, işgale, sömürgeciliğe, faşizme ve yoksullaştırmaya karşı mücadeleyi büyütüyoruz.
Dünya halklarının uluslararası dayanışmasının ve mücadelesinin peşindeyiz
Başta yaşadığımız coğrafyada, Ortadoğu’da ve sonra tüm dünyada bizleri hedef alan işgalci ve sömürgeci güçler karşısında halklar arası en güçlü dayanışma duygularıyla hareket ediyoruz. Dünyayı sarmış işbirlikçi iktidarlara karşı kendi topraklarımızda kuracağımız her barikatın dünya halklarıyla ortak bir barikat anlamına geldiğini biliyoruz. Bu yüzden halklar arasında düşmanlık körükleyen iktidarlar karşısında dünya halklarının uluslararası dayanışmasının ve mücadelesinin peşindeyiz.
Laiklik bayrağını yükseltiyoruz
Faşizm en çok dine sarılarak kendisini üretiyor. Halkın itirazlarını “ilahi” gerekçelerle susturmaya çalışıyorlar. Yetmiyor sağlığa el atıyorlar, yetmiyor eğitime el atıyorlar her yeri dini referanslarla düzenlemeye çalışıyorlar. Tarikat yurtlarında çocukları hedef alıyorlar, erkek şiddetini meşrulaştırmaya çalışırken dahi dine başvuruyorlar.
Yoksulluk, sömürü, şiddet hiçbiri ilahi değil. Bu yüzden hak kavgamız aynı zamanda laiklik kavgasıdır. Bu dünyada olan biteni bu dünyanın gerçekleriyle açıklıyoruz ve değiştireceğiz.
Emperyalizm yenilecek, sömürgecilerin peşindeyiz
Emperyalizm dünya halklarına karşı savaşta! Dünyanın dört bir yanı sömürgecilik hedefleriyle işgallere ve savaşlara maruz kalıyor. En baştan emperyalizme göbekten bağlı gelişen Türkiye egemen sınıfları da hem bölgemizde emperyalistlerin çıkarları için hareket ediyor hem de ülkemizde emperyalizmin işgal gücü gibi hareket ediyor. Bu ülke halkının emeğine, birikimine, madenlerine, doğasına, yaşamına ve tüm bunlarla yurt yaptığımız topraklara sömürgeci bir mantıkla bakıyorlar. O yüzden süreklileşmiş bir saldırı, talan ve yağma hedefiyle hareket ediyorlar.
Emperyalizmi ve sömürgeciliği ülkemizde de bölgemizde de istemiyoruz. Ortadoğu’da halklar arası düşmanlığı kışkırtan, ülkemizi adeta işgal etmiş gibi davranan tüm sömürgeci güçleri bu topraklardan kovmanın ve onların en simge kurumlarından biri olan NATO’yu defetmenin peşindeyiz.
94 yaşında Halkevleri, halkın hak mücadelelerinin safında, yeni bir yaşamın peşinde yoluna devam ediyor
Yoksulluğu derinleştirenlerin, haklarımızı gasp edenlerin, halkın sağlık hakkını özel şirketlere terk edenlerin, yenidoğan çetelerinin, öğretmeni yoksulluğa, öğrencileri müşteri olmaya zorlayan özel okul patronlarının, devlet okullarını gözden çıkaran Milli Eğitim Bakanı’nın, Türkiye’nin dört bir yanında doğamızı katleden maden şirketlerinin, kentlerimizi rant amaçlı dönüştüren barınma hakkımızı gasp eden inşaat şirketlerinin, su kaynaklarımızı kurutan sermaye projelerinin, afetlerde halka değil çadır satmaya öncelik verenlerin, MESEM’lerde çocukları sermaye çarklarında yok edenlerin, emeklileri “artık nüfus” gibi görerek açlığa ve kaderine terk edenlerin, bilcümle sermayenin kârı uğruna hayatlarımıza kast edenlerin peşindeyiz.
Karadeniz’de, Ege’de ve tüm Türkiye’de doğamızı katleden enerji ve maden şirketleri karşısında yaşamı savunuyoruz. Her ekolojik yıkımın tarım alanlarımızı yok ettiğini ve bizleri gıda tekellerine mahkum ettiğini görüyoruz. Her ekolojik yıkımın kanseri ve diğer hastalıkları tetiklediğini biliyoruz. Doğasına, deresine, ormanına, tarım alanlarına sahip çıkan halkın mücadelesini aynı zamanda bir halk sağlığı hareketi olarak örgütlemenin peşindeyiz.
Her yeni gelen bakan uyuşturucu operasyonlarını medyada parlatırken arka planda Türkiye bir uyuşturucu cennetine dönüştürüldü. Geleceksizliğe mahkûm edilen gençliğin uyuşturucuya mahkûm olmasına izin vermeyeceğiz, toplumu uyuşturanların peşindeyiz.
Emeklilerin onurlu bir yaşam kavgası büyüyor. Yalnızca maaşa zam için değil, emekliler barınma, beslenme, sağlık hakkı için de mücadeleyi büyütüyor. Sağlıkta katkı ve katılım payı başta olmak üzere insanca bir yaşam için haklarımıza ulaşmanın önündeki engellerin kaldırılmasının peşindeyiz.
Eğitim hakkı elinde alınmış kuşaklara sözümüz; laik, bilimsel, parasız eğitim hakkının, her çocuğa bir öğün yemek ve temiz içme suyu hakkının peşindeyiz. Çocukları sermaye çarklarında yok edenlerin peşindeyiz.
İstanbul’da da, Türkiye’nin dört bir yanında da afetleri felaketlere dönüştürenlere karşı harekete geçtik. Kentleri insanca bir yaşam temelinde kurmanın kavgasını veriyor, afetlere her an hazırlıklı olacak şekilde örgütleniyoruz. Yaşadığımız kentlerde insanca barınma koşulları için mücadeleyle temiz suya erişim kavgasını, ulaşım hakkından yararlanma mücadelesiyle hastanelere ve sağlık birimlerine erişim hakkımızı birlikte ele alıyoruz. İnsanca yaşanacak, afetlerde başımıza çökmeyecek kentlerin peşindeyiz.
Tüm yaşamı ve ülkeyi yeniden kurmanın kavgasındayız. Halkevci Kadınlar yaşamları ve özgürlükleri için direnişin rengini mora boyamaya devam ediyor. Saray iktidarının ve sermayenin aile ve nüfus politikaları ile emeğimizi, bedenimizi ve hayatlarımızı yağmalamasına izin vermiyoruz. Eşitlik mücadelesinde kadın düşmanlarının peşindeyiz. Kimsenin ayrımcılığa uğramadığı, nefretin son bulduğu bir yaşam istiyoruz. LGBTİ+’ların yaşam hakkına yönelik saldırılar karşısında yeni bir toplumsal yaşamın inşası için direnişi tüm renkleri ile büyütüyoruz.
Yaşadığımız sorunların, yoksulluğumuzun, güvencesizliğimizin ve mülksüzleştirilmemizin, özgürlüklerimizin elimizden alınmasının, ülkemizin emperyalizme bağımlı hale getirilmesinden kaynaklı olduğunu biliyoruz. Emperyalistlerin, sömürgecilerin, işbirlikçilerin, bu topraklardan kovmak için, peşindeyiz. Bu yaz aylarında NATO’yu dünya halklarının öfkesiyle misafir edeceğiz.
Daha önce de dediğimiz gibi, tüm bu kuşatmanın ortasında halkın örgütsüz, yalnız ve çaresiz kalmasına tahammülümüz yok. Yeni yaşımıza girerken Halkevleri’ni büyütmeyi, halkın örgütlü gücünü büyütmek olarak görüyoruz. Örgütlenmeye, en ücra köşelere yayılmak için çalışmaya devam ediyoruz. Bu düzenin karşısına halkı örgütlü bir güç olarak dikmenin peşindeyiz.
Kavgamızın bayrağı halkın hakları!
Yaşasın Halkevleri!
Sendika.Org