Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, “eksiklerin giderilmesi için çalışıyoruz” demişsiniz de, bu konutların ihalesini almışların ve bu konutlar üzerinden para kazanmışların yarattığı bu listeler için, sorumlu firmalar için ne yapıyorsunuz? Bu konutlar yapılırken, bu kadar sorun da o yapım aşamasına eklenirken, denetim mekanizması niye beklendiği gibi işletilmedi, en çok da bu konuda ne yapıyorsunuz?

Hataylı Gazeteci Mustafa Dilek, 2 Şubat 2026’da paylaştığı bir twitter mesajında aynen şunu demiş:
İktidar partisinin milletvekili olarak zaten bazı konutlarda altyapı ve işçilik eksikliklerini görüyoruz ve bu eksiklerin giderilmesi için çalışıyoruz, kabul de ediyoruz…
Bunu söyleyen kişi, AKP Genel Başkan Yardımcısı, Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman.
Ne tesadüf, sayın Yayman, 6 Şubat depreminin geride kalanları için yapılan konutlar için 11 şehirden de benzer şikayetler yükseliyor. Aynen sizin gibi onlar da bu sorunlarla mücadele ediyor! Haklısınız, Ankara’da iktidara yakın bazı gazetecilerin onlar için yazıp çizdiği “Deprem rehavetine girdiler” hikayesinin yanında, elde avuçta ne varsa kaybetmişlerden bahsediyoruz… Evlerini, arabalarını, sahip oldukları her şeyi kaybetmişlerin, ayakta durma çabasına şahitlik ediyoruz…
Dedim ya, onlar da sizin gibi benzer şikayetlerin kalabalığı içinde yaşamak zorundalar şimdi de!
Ne mi o şikayetler?
Sizin de demiş olduğunuz o altyapı eksiklikleri (elektrik, su, kanalizasyon, doğalgaz, yol ve çevre düzenlemesi yetersiz veya tamamlanmamış). Kötü/eksik işçilik ve kalitesiz malzeme (çatlak duvarlar, su sızıntısı, izolasyon eksikliği). Rutubet, küf ve su basması (özellikle bodrum, tavan ve dolaplarda yaygın). Kapı, dolap, mutfak gibi iç donanım sorunları (şişme, küf, eksik veya kalitesiz montaj). Isınma ve tesisat arızaları (sıcak su çalışmaması, doğalgaz/ısıtma sorunları). Yüksek aidatlara rağmen, ortak alanlarda hizmet eksikliği (temizlik, asansör arızası, güvenlik yetersizliği). Teslim öncesi/sonrası tadilat ve eksiklerin giderilmemesi (şikayetlere rağmen çözüm üretilmemesi).
Bunlar sadece bana ulaşanlar da, merak ettim sayın Yayman…
“Konutlarda altyapı ve işçilik eksikliklerini görüyoruz” demenizi biraz açsak mı? Siz de bana gelen vatandaşın listesi ve şikayetleri gibi sıralayın. Sizin de listeniz, bizdeki kadar uzun ve dolu mu, onu görelim.
Bir şey daha…
“Bu eksiklerin giderilmesi için çalışıyoruz” demişsiniz de, bu konutların ihalesini almışların ve bu konutlar üzerinden para kazanmışların yarattığı bu listeler için, sorumlu firmalar için ne yapıyorsunuz? Bu konutlar yapılırken, bu kadar sorun da o yapım aşamasına eklenirken, denetim mekanizması niye beklendiği gibi işletilmedi, en çok da bu konuda ne yapıyorsunuz?
Siz de depremde kayıplar yaşadınız, hepimiz gibi…
O yüzden de bizi en iyi anlayacaklardan birisiniz…
Bu yazı, “damdan düşenin halinden, en iyi, damdan düşen anlar” hali aslında! Sizi bildiğimden, sayın Hüseyin Yayman! Bu toprakların insanı olduğunuzdan! Hükümeti oluşturan partinizin en yetkili koltuklarından birinde oturuyor olmanızdan! Binlercesi hala konteyner kentlerde yaşayan bir kentin Milletvekili olmanızdan! Deprem sonrası yapılan evlerine çıkmışların, ciddi maddi sıkıntılar yaşadığını çok iyi bilmenizden! O yüzden de sizin de “kabul ettiğiniz” o sorunlar listesinin ve listenin maliyetinin, depremzedeler üzerinde tamir edilemez yükler oluşturduğunu en iyi tahmin edeceklerden biri olmanızdan!
Bir şey daha, sayın Hüseyin Yayman…
Keşke, tüm kalbimle söylüyorum, keşke o sözü vermeseydiniz. Depremin hemen ardından, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve bir diğer AKP Hatay Milletvekili Adem Yeşildal ile beraber verdiğiniz o sözü hiç vermeseydiniz!
Hani, depremin daha o ilk haftalarında, her türlü riski göze alıp, yıkılmamış binalarına girip de kalan eşyalarını kurtarmak isteyen insanların halini görüp, “Bu saatten sonra, acil yıkılması gereken binalara her ne şartla olursa olsun girmek yasaktır. Eşya almak için kısa süreli olsa bile, girişler tamamen yasaklandı. Dün akşamki depremler bize göstermiştir ki deprem hareketliliği devam ediyor. Bu riski ve sorumluluğu almamız doğru değildir. 2-3 gün sonra eşya yardım miktarı açıklanacaktır” dediğiniz zamanda verdiğiniz o söz!
Bu sözü yerine getiremediniz, ama keşke, en azından bir “çünkü…” ile başlayan bir sebep söyleseydiniz. O kadar bitik haldeydik ki, o kadar kaybetmiş bir durumdaydık ki, o kadar çok öldük ve yaralandık ki, o kadar sahipsiz hissettik ki, o kadar yalnızdık ki, o kadar yarından umutsuz kalmıştık ki, bu verdiğiniz söz, hatta yanınızdayız da diyen bu söz, yepyeni bir hayattı hepimiz için ama olmadı…
Anlayacağınız, şu anki evlere dair sizin de kabul ettiğinizi söylediğiniz sorunlar değil, tek sorguladığımız, ama verdiğiniz o söz de var, listemizin bir köşesinde!
Çünkü yaşamaya çalışıyoruz…
Yepyeni hayatlar kurmaya çalışıyoruz…
Yeniden birikmeye, biriktirmeye çalışıyoruz…
Yok, kolay olmuyor!
Bu yoklukta hiç kolay olmuyor!
Bilin istedim…
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.