Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından başlayan halk isyanına katılanların yargılanması sürüyor. 23 Mart gecesi Saraçhane’den ve 24 Mart sabahı ev baskınıyla gözaltına alınan aralarında Sendika.Org muhabiri Zişan Gür’ün de olduğu toplam 66 kişinin yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. 66 sanık için 1,5 sayfalık iddianame yazıldı, duruşma 25 dakika sürdü

Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali ve gözaltına alınmasının ardından başlayan halk isyanına katılanların yargılanması sürüyor. 23 Mart gecesi Saraçhane’den ve 24 Mart sabahı ev baskınıyla gözaltına alınan aralarında Sendika.Org muhabiri Zişan Gür’ün de olduğu toplam 66 kişinin yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 66 kişi “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” ile suçlanıyor.
İlk duruşma sonrası 19-23 Mart tarihleri arasında kentte tüm toplantı, gösteri ve basın açıklamalarını yasaklayan valilik kararı İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nce iptal edildi.
MLSA’ya göre avukatlar, bilirkişi raporlarında soruşturma savcısının iddialarının boşa çıktığını ve herhangi yeni bir delilin ortaya çıkmayacağını ifade ederek tahkikatın sona erdirilmesini talep etti. Avukatlar ayrıca 66 sanık için 1,5 sayfalık iddianame yazıldığını belirterek suçlamalara yönelik delillerin olmadığını söylediler.
Duruşma 3 Temmuz’a ertelendi
23 Mart gecesi Saraçhane’den darp edilerek gözaltına alınan Sendika.Org muhabiri Zişan Gür, önceki duruşmada savunma yapmıştı. Gür şunları söylemişti:
23 Mart günü gazetecilik yapmak için alandaydım. Valilik kararını siz sormadan ben söyleyeyim. Anayasa ile güvence altına alınmış hakların valilik kararıyla veya bakanlık genelgeleriyle yasaklanamayacağını benden daha iyi bilenler vardır elbette bu salonda. Alanda gazetecilik yaptım. Faaliyetlerim zaten internette görülebilir. Foto galerilerim, röportajlarım, haberlerim… O gün orada aynı zamanda halkın haber alma hakkı için de bulunuyordum ve tek ihlal edilen hakkımız haber alma hakkımız değildi, aynı zamanda yürüyüş, gösteri hakkımız da orada gasp edildi.
Gözaltına alınırken burnum kırıldı, kaburgalarım zedelendi, ters kelepçeden kaynaklı, sol omzumda yırtıklar var ve bu yırtıkları daha sonra girdiğim MR’de ödem olarak fark ettik.
Anayasal haklarımızı kullandığımız için alanda işkence gördük, insanlık onuruna yakışmayacak şekilde gözaltında tutulduk günlerce. 10 metrekarelik bir hücrede polislerin beyanına göre deli hücresi, bizim de kendi aramızda RDM hücresi olarak adlandırdığımız, duvarları yumuşak madde kaplı bir hücrede 16 kişi kapalı olarak tutulduk. Üzerimizdeki biber gazıyla.
Alanda gözaltına alınmamın sebebi oradan ayrılmamam değildi. Alanda herhangi bir koridor da yoktu zaten, dağılmak isteyenleri polisin arkasından koştuğu bir durum vardı. Polis saldırmaya başladığı zaman arkamı dönüp çıkabilirdim ancak en başta da belirttiğim üzere halkın haber alma hakkı için ben o alandaydım ve mesleğimi yerine getirdim. Bunun için de ters kelepçe yapılarak gözaltına alındık.
O esnada elimde tripot, yüzümde maske, kamera da vardı. Yani uzaktan bakıldığında da gazeteci olduğum anlaşılabilecek durumdaydı. O alanda bir gazetecinin gözaltına alınması bir hata değil, hedef alındık. Zaten gözaltına alındığımız gecenin sabahında 7 gazeteciye ev baskını yapıldı ve 7 gazeteci tutuklandı.
Anayasal hakkını kullanan insanlara dönük polis işkencesini de belgelediğim için gözaltına alındım. Normalde avukatım beraat talep etmem gerektiğini söyledi ancak beraat talep etmeyeceğim ben burada. Burada yargılanması gereken bizlerin değil kamu görevlilerinin olduğunu düşünüyorum.
5 dakikada 66 kişi mahkemeye sevk edildi. Neden olduğu bilinmez bir şekilde bazılarımız tutuklandı, bazılarımız hakim yüzü görmeden adli kontrol denetimlerine tabi tutulduk, yurtdışı çıkış yasağı koyuldu.
Bunların da basına yönelik bir engelleme olduğunu düşünüyorum.
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte giderek büyüyen halk isyanı, gözaltı ve tutuklamalarla bastırılmaya çalışılıyor. 23 Mart gecesi Saraçhane’de ve 24 Mart sabahı evlerinden gözaltına alınan 66 kişi 26 Mart günü adliyeye çıkartılmıştı.
Ancak savcılık ne polisten gelen fezlekeleri ne de avukatların verdiği dilekçeleri dikkate aldı. Avukatlar, dilekçelerinde gözaltına alınan müvekkillerinin özel durumlarının ve raporları olduğunu ifade etse de savcı dilekçeleri, usul böyle olmamasına rağmen, Sulh Ceza Hakimliği’ne verilmesini talep etti. 66 kişi için sadece bir savcı görevlendirildi ve tek savcı 66 kişinin ifadesini dahi almadan 5 dakika içinde 44’ünü tutuklama, 22’sini adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk etti.
Sulh Ceza Hakimliği’nde sorguları tamamlanan 66 kişinin 26’sı hakkında tutuklama, 40’ı hakkında adli kontrol kararı verildi. Hakim sorguların ardından kararı yüzlerine okumadı, avukatların dışarı çıkarılmasını emretti. Avukatlar hukuksuzluğa cüppelerini işaret ederek “Ben bunu boşuna mı giydim ya! Utanmaları da yok bunların” diye isyan etti.
10 Nisan’da eylem sırasında veya ev baskınlarında gözaltına alınıp tutuklanan 25 kişi hakkında daha tahliye kararı verildi. Tutuksuz şekilde yargılanan diğer kişilerin de ev hapsi ve yurtdışına çıkış yasağı adli kontrolleri kaldırılıp imza verme adli kontrolü getirildi.
İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki dosyada Sendika.Org muhabiri Zişan Gür de bulunuyor. Gür, 23 Mart’ta Saraçhane’deki eylemi takip ederken polis tarafından darp edilerek gözaltına alınmıştı. Gür’ün polis saldırısı sırasında burnu kırılmıştı. Gür savcılık ve hakimlik ifadelerinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Saraçhane’deki orantısız polis şiddetinde https://t.co/8Xmh6n8IJg muhabiri Zişan Gür ve çok sayıda kişi gözaltına alındı
Zişan Gür’ün hastanedeki sağlık kontrolünden sonra ifade işlemleri için Vatan Emniyet’e götürüleceğini öğrendik#GazetecilikSuçDeğildir pic.twitter.com/lV03FV9NDC
— sendika.org (@sendika_org) March 24, 2025
Sendika.Org