Raporda Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkamesi kararlarına uyulması tavsiye edilecek. Bu tavsiye AYM ve AİHM hakkında tartışmalı yaklaşımları olan iktidar için bir çelişki olsa da Komisyon ve raporun inandırıcılığı konusunda iktidarı da bağlayıcılığı olduğu açık. Ama uyar mı zaman gösterecek

Kaç kuşak Kürt meselesiyle büyüdü, yaşadı, yoruldu? Meseleyi hangi tarihten başlattığınıza bağlı olarak değişir. Ama meseleye dair atılacak her olumlu adımın Türkiye’nin rehin alınan ‘demokrasisi’ meselesinin ‘mazaretlerinin’ altını aşındaracağı açık.
Hazırlayacağı raporla TBMM’nin süreçle ilgili yasama faaliyetlerine zemin oluşturacak ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 5 Ağustos 2025’ten bu yana sürdürdüğü faaliyetlerin nihai sonuç metni merakla bekleniyor.
İktidarın Kürt meselesinin kök nedenlerine dair ‘güvenlikçi’ bakışın raporda yer alıp almayacağını bilmiyoruz ama öğrendiğim kadarıyla raporda Kürt meselesinin kök nedenleri yer almayacak. Bu da Kürt meselesini dar bir paranteze almak demek. DEM Parti’nin taslak rapora ilişkin rahatsızlığını Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Kabul edemeyeceğimiz yaklaşımların da olduğunu ifade edelim” sözleriyle dile getirdi. Bu açıklama Komisyon yazım ekibi toplantısına bir mesajdı. İmralı Heyeti’nin Abdullah Öcalan’la görüşmesinden çıkan görüş ve önerilerin Komisyon’a iletileceğini tahmin etmek yanlış olmaz. Zira ‘Terör’ vurgusunun çok yapıldığı konuşulan rapor DEM Parti’ye tabanı nezdinde sıkıntı yaratabilir. Ekleriyle birlikte 70 sayfa civarında olan rapor 7 bölümden oluşuyor. Raporun son iki bölümünde Kürt meselesine ilişkin yaşanmışlıklar ve yasal ihtiyaçlar yer alacak.
Raporun 40 sayfası önemli. Kalan 30 sayfasında Komisyon’un görüştüğü kesimler, kurumlar, bugüne kadar yaptıkları ve partilerin Kürt meselesine dair raporlarının linkler yer alacak. Aynı zamanda Komisyon başkanı da olan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, raporun kamuoyu ile sancısız paylaşılması için, rapor yazım sürecinde olmayan, TBMM’de grubu bulunmayan üyelere de raporla ilgili bilgilendirme yaptı. Karşılıklı öneri ve görüşler paylaşıldı. Aldığım bilgilere göre Kurtulmuş raporu özetlemiş.
Çarşamba günü Komisyon üyelerinin tamamının katılımıyla rapora ilişkin müzakereler ve oylama yapılacak. Ama bu Çarşamba gününe kadar görüşme trafiğinin olmayacağı anlamına gelmiyor. Çarşamba günü rapor kamuoyu ile de paylaşılabilir. Bugüne kadar kararlar nitelikli çoğunlukla alındı. Tabii Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın raporla ilgili görüşü belirleyici olacak. Raporda şerh bölümü olmayacak. Mutabakat sağlanan bölümler yer alacak. Kayyım, Seçim Yasası, Siyasi Partiler Kanunu, Siyasi Etik Yasası, AYM ve AİHM kararlarına uyulması, ifade özgürlüğü gibi başlıklar raporda yer alacak. Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları için tartışmalı yaklaşımları olan iktidarın öznesi olduğu Komisyon raporunda yüksek mahkeme kararlarına uyulmasının tavsiye edilmesi iktidar için bir çelişki olsa da, Komisyon üyesi Bülent Kaya’nın T24 yayınında söyledikleri önemliydi:
İktidarı muhalefetiyle Meclis’te temsil edilen partilerin bu konuda siyasi bir duruş ortaya koyması temenninin ötesine sonuçlar doğurur. Bunun cılız bir talep olmadığını görmek lazım.
Komisyon üyesi olan ancak Meclis’te grubu bulunmayan parti temsilerinin Numan Kurtulmuş’a AYM ve AİHM kararlarına uyulması için ‘yasa’ değil ‘talimat’ gerektiği söylenmiş. Bu başlık TİP gibi partilerin ‘Hayır’ eğiliminde etkili olabilir.
Abdullah Öcalan için “Umut Hakkı” meselesi başlık olarak yer almayacak. Ancak MHP Genel Başkan Yardımcısı ve raporun yazım ekibinde yer alan Feti Yıldız’ın vurguladığı gibi “Anayasa Mahkemesi kararları üzerinden içerik olarak mutlaka olacak.”
Raporun TBMM’ye sunulması sonrası ilk somut adımın PKK üyelerinin Türkiye’ye dönüşü, sivil ve siyasal yaşama katılımı ile ilgili yasa taslağının olması bekleniyor. ‘Toplumsal Bütünleşme’ kavramıyla yapılması gerekenler raporda yer alacak.
Komisyonun görevinin rapor yazımı sonrası devam edip etmeyeceği, sürece yanıt üretecek yasa yapımlarında muhalefetle ortaklaşma arayışı olup olmayacağı net değil. Ama siyasi sorumluluğu paylaşmak iktidar için güvenli alan olabilir. Bu durumda sürecin en somut organı olan Komisyonun görevi iki ay daha uzatılabilir mi, ihtimal dahilinde.
Kaynak: T24
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.